




Yeşil ve Mavinin Her Tonu
“Gezmek yaşamaktır.”
Hans Christian Andersen
Türkiye’de gezip gördüğüm cennet köşeleri sizlerle paylaşıyorum…
Gezmek Yaşamaktır…





“Gezmek yaşamaktır.”
Hans Christian Andersen
Türkiye’de gezip gördüğüm cennet köşeleri sizlerle paylaşıyorum…
Tarih kokan şehir…

Çanakkale tarihi geçmişinin yanında doğal güzelliklere sahip bir şehirdir. Tarih kokan her köşesinde ayrı bir hikaye bulunduruyor.
Ankara’ya 664 km uzaklıkta bulunan Çanakkale şehrinin topraklarının büyük bir bölümü Marmara Bölgesi geriye kalan kısmı ise Ege Bölgesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Truva atıyla bilinen Troya Antik Kentinde yaşam yaklaşık olarak MÖ 3000 yıllarına dayanmaktadır. Troya Antik Kenti 1996 yılında Milli Park seçilmiştir. 1998 yılında ise UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine kültürel varlık olarak eklenmiştir. 2018 yılı ise Troya Yılı ilan edilmiştir.

1890 yılında yapımı tamamlanan ve Çanakkale Merkezde yer almaktadır. Çanakkale türküsüne de konu olan “Çanakkale içinde Aynalı Çarşı” sözleriyle aklımızda yer edinen Aynalı Çarşının bugünkü kullanılan hali restore edilen halidir.
1973 yılında Milli Park statüsü alan yarımadanın her köşesinde tarih kokuyor adeta… Çanakkale Savaşının izlerini içinde barındıran yarımada Çanakkale’nin en gözde yerleri arasında yer alıyor. 58 yerli anıt ve şehitlik, 35 yabancı mezar ve anıtın yer aldığı milli park özellikle 18 Mart Çanakkale Zaferinin kutlandığı gün ziyaretçi akınına uğruyor.

Morto Koyu üzerinde, Hisarlık tepede kurulan 41,7 metre uzunluğundaki anıt 1960 yılında ziyaretçilere açılmıştır.
Türkün tükenmezliğinin ve birlik beraberliğinin en büyük kanıtı… Türk milletinin en zor zamanlarda bile diz çökmeyip yüz binlerce şehit pahasına vatanını sonsuza tek koruyacağının bir göstergesidir Çanakkale Şehitler Abidesi…








Ankara’ya yaklaşık 190 km uzaklıkta bulunan Bolu, hafta sonu günü birlik misafirleriyle dolup taşıyor. Birbirinden güzel seyahat noktalarıyla sık sık gitmek istenilen nadir şehirlerden. Karadeniz bölgesinin batısında kalan şehir Ankara ve İstanbul arasında transit şehir görevini üstlenmektedir. Eşsiz doğal güzellikleri, termal kaynakları ve yöresel yemekleriyle uğrak bir şehir halini almıştır.
Bolu merkeze 34 km uzaklıkta yer alan Abant Gölü’ne ulaşım oldukça kolay. Konaklamak ve yeme-içme için çok sayıda tercih edilebilecek yer bulunmakta. Geniş piknik alanları bulunduğundan yaz ve kış fark etmeden her mevsim uğrak yeri durumundadır.

Bolu merkeze yaklaşık 46 km uzaklıkta yer alan Yedigöller Milli Parkı içinde bulunan Yedigöller havzası 1642 hektar büyüklüğüne sahiptir.

İsminden de anlaşıldığı üzere içeride 7 tane göl bulunmaktadır
Gölleriyle adını duyuran bu milli parkta aynı zamanda 100’den fazla kuş türünün olduğu da tespit edilmiştir. Her mevsim güzel olan Yedigöller en güzel manzaraya sonbahar ve kış aylarında ev sahipliği yapıyor.
Piknik yapmak ve kamp kurmak için ayrı alanları bulunmaktadır. Yeme-içme ihtiyacı içinde tesis bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Büyükgöl’de alabalık yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Yedigöllerin ayrı bir doğal güzelliği olduğunu söylemeden geçmek olmaz. Bünyesinde bulundurduğu adeta göklere kadar uzanan ormanlarıyla şehrin gürültüsünden uzaklaşıp saatin kaç olduğunu unutturuyor.
Yedigöllere, Düzce üzerinden ulaşım sağlayacaksanız eğer Yığılca güzergahını kullanmamanızı tavsiye ederim. Dağ yolu olması sebebiyle yolun durumu kötü, dar ve asfaltsız… Heyelan riski oldukça yüksek olan bu yol güzergahından ulaşım sağlayacak olursanız eğer yaklaşık 75 km yolu 4 saat civarında tamamlayacak olmayı unutmayınız 🙂




Ilgaz Yıldıztepe kayak merkezi, Çankırı ve Kastamonu illeri arasında kalmakta. Nereye bağlı olduğu bir tartışma konusu olsa da Ilgaz ilçe olarak Çankırı’ya bağlı olduğu bilinmekte. Çankırı şehir merkezinden 70 km, Ankara’ya ise 201 km uzaklıkta bulunuyor.
Bknz: https://cankiri.ktb.gov.tr/TR-70695/yildiztepe-turizm-merkezi.html

2850 rakımlı Ilgaz Sıradağları üzerinde yer alan kayak merkezine Ilgaz Milli Parkının içindedir.

Kayak merkezinde 3 adet pist ve alıştırma sahası bulunmaktadır. Amatör kayakçılar için oldukça başarılı gözükürken profesyonel sporcular için başarısız bulunmakta. Kayak merkezinde 4-5 tane tesis ve birkaç tanede kamu kurum tesisi bulunmaktadır. Kayak merkezindeki teleferik kullanılabilir durumdadır.






Türkiye’nin en gelişmiş tatil ilçelerinden bir tanesi olan Fethiye’ye bağlı Ege’nin en gözde beldelerinden olan Ölüdeniz… Turkuaz mavisi suyu, altın sarısı incecik kumuyla gönülleri fethediyor.

En gözde tatil beldelerinden olan Ölüdeniz’in hikayesi de doğal güzellikleri kadar ilgi çekici ve hüzünlü…. Bir rivayete göre Fethiye’den geçen gemiler denizden su almak için gemilerini açıkta demirleyip sandallarla kıyıya giderlermiş… Günlerden bir gün yaşlı kaptanın yakışıklı oğlu su almak için gemiyi demirlemiş ve sandalla kıyıya yanaşmış. Genç oğlan güzeller güzeli Belcekız’ı görmüş. İki genç birbirlerini görür görmez birbirlerine vurulmuşlar. Geri dönmek zorunda olan genç Belcekız’ı bırakıp gemiye dönmüş. Belcekız o günden itibaren kıyıda hep genç oğlanı beklemiş. Genç oğlan her geçişte su almak için gelmeye başlamış.
Bir gün geçerken fırtına başlamış. Genç oğlan, babasına burada bir korunaklı bir koy olduğunu söylemiş fakat babası gencin sevdiği kızı görmek için ürettiği bir bahane sanıp inanmamış. Birbiriyle inatlaşmaya başlayan baba oğul arasındaki tartışma iyice büyümüş ve kavga halini almış. Büyüyen dalgalarla beraber gemi kayalıklara çarpacakken baba oğlunu gemiden denize atmış. Oğlunun denize düşmesinin ardından baba çarşaf gibi olan koyu görmüş fakat oğlu o sırada kayalıklarda can vermiş. Genç oğlanın öldüğünü göre Belcekız da kendini kayalıklardan atarak can vermiş. O günden sonra kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere ise Ölüdeniz demişler…
Mavinin her tonuna sahip olan Ölüdeniz sadece ülkemizin değil dünyanın da cennet köşelerinden biridir. 2006 yılında %82’lik oy ile “Dünyanın en güzel kumsalı” seçilerek güzelliği tescillenmiştir.

Ölüdeniz tabiat parkı görülmesi gereken ilk yerlerdendir. 1973 yılında Milli Park statüsü almıştır. Tabiat parkına girişler ücretli olup sitelerinde detaylı fiyatlandırma bulunmaktadır. Yeme-içme ihtiyacını karşılamak için oldukça seçenek vardır.
Bknz: http://oludeniz.tabiat.gov.tr/

Ölüdeniz’de denizin tadını çıkarabileceğiniz bir diğer seçenekte Belcekız plajı… Rivayete de konu olan plaj oldukça dalgalı ve derindir. Aniden derinleşen deniz sabah saatlerinde daha sakin olmaktadır. Denizin keyfini çıkarırken gökyüzündeki paraşütler ilginizi çekecektir. Yamaç paraşütlerinin iniş noktası olan Belcekız Plajı akşam saatlerinde kalabalıklaşıyor.

Kayaköy, hayalet köy diye de anılmaktadır. Bir tepenin yamacına kurulan köy Rumlardan kalmıştır. 1923 yılındaki mübadele ile terk edilen köyde Türkler yaşamaya başlamıştır. Türklerinde göç etmesiyle tekrar terk edilen köy 1957 Fethiye depremiyle yıkılmış.
Kayaköy, UNESCO tarafından Dünya Barış ve Dostluk Köyü olarak seçilmiştir.

Ölüdeniz’in batısında yer alan adaya ulaşım Ölüdeniz’den ve Gemiler Plajından kalkan gemiler ile sağlanmakta. Adaya ulaşım sağlayamadığınız da Kayaköy’den bakıldığında eşsiz bir manzara ile kendini gösteriyor.
Bizans döneminin önemli dini merkezi olan Gemiler Adası ( Aya Nikola Adası)’nda kilise kalıntıları görülebilmekte.

Kayaköy’den ulaşılabilen Gemiler Koyu Fethiye’ye 9 km uzaklıkta bulunmakta. Koyda yer alan Gemiler Plajından 1 saatlik zorlu bir yürüyüşten sonra Kayaköy’e çıkmakta mümkün.

Babadağ’ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi şüphesiz ülkemizin en güzel 10 güzelliğinden biridir. Doğa güzelliklerinden dolayı 1995’te birinci derece sit alanı olarak seçilmiştir.
Adından da anlaşıldığı üzere Kelebekler Vadisinde 80’den fazla türde kelebek görmek mümkün.
Ölüdeniz’den kalkan gemilerle ve Faralya tarafından zorlu bir patika ulaşılabilmektedir.
Fethiye’ye kadar gelmişken Saklıkent kanyonunu görmeden gitmek olmaz diye düşündük ve Saklıkent kanyonunu da görmeye karar verdik. Kanyona girişler ücretli
Milli park olan Saklıkent, Yaklaşık olarak 4-5 km yürüdükten sonra minik bir şelale karşılıyor ziyaretçileri. Kanyona gelindiğinde o hırçın sulardan eser kalmıyor ve sakinlikle huzur veriyor. Yeme-içme ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için işletmeler bulunmakta.






